gezz.org

Cuma
21 Kas
Metin boyutu
  • Increase font size
  • Default font size
  • Decrease font size
Ana Sayfa Seyahat Yakın yerler Kartalkaya : Kartalların uçuş pisti

Kartalkaya : Kartalların uçuş pisti

1970’lerde keşfedilene dek yolu izi bilinmeyen bir dağ başıydı Kartalkaya. Buradaki kayaları sadece kartallar bilirdi. Bugün ise, Türkiye’nin en popüler kayak merkezlerinden biri.

Kar soğuğunun kendini iyiden iyiye hissettirmeye başladığı günler kapımızı çalmaya başlamıştı. Hayat şartları zaten ağırken, soğuk daha da ağırlaştırıyordu. Üşümeye bile halim yoktu. Eve kapanmış, homurdanarak dolaplarımı düzenliyordum. Ta ki, kayak takımım tam da ayaklarımın önüne düşüverene dek. Bir süre karşılıklı iki sevdalı gibi bakıştık. Hemen ardından seyir defterime yeni maceramın notunu düştüm: Kartalkaya...

1970’LERDE KEŞFEDİLDİ
Sabah ayazında tur otobüslerinden birine atladım. Bolu’nun güneydoğusuna, vakti zamanında sadece kartalların barınabildiği Köroğlu Dağları’na doğru yola koyulmuştum. Otobüste, muavinin hem ayakta durmayı başarıp hem de sıcak kahveyi bardağa döküşünü saygı ve gerginlikle karışık izledikten sonra kahvemi yudumlamaya başladım. Ardından, dağa ulaşma öncesi otobüs uykusuna dalmaya çalıştım. Kahvenin etkisinden midir, yoksa seyahatin heyecanından mıdır bilinmez uykuyla uyanıklık arasındaki süreçte, bir zamanlar kartalların uçuş pistiyken şimdinin kayak pistlerine dönüşen dağların hikâyesini anımsadım. Sadece kartalların yaşadığı, yolu izi olmayan bu dağ başını 1970’lerin ortalarında keşfeden ve “Burayı kayak merkezi yapacağım” diyen Mazhar Murtazaoğlu adlı bir girişimci. Zamanında katırla dahi çıkılamayan bölgeye yolu, elektriği suyu getirmiş Murtazaoğlu, kendisine deli diyen Bolulular’a aldırmaksızın. Üstüne üstlük bölgeye 12 bin çam fidanı ekerek dağın çehresini de değiştirmiş ve bu ilerigörüşlü girişimcilik hamlesi ile ülkemizin ‘kayak sporu’ anlamında en önemli merkezlerinden birini Türkiye’ye kazandırmış.

BİR KAR MASALI BAŞLIYOR
Otobüsün durması, yolcuların sesleri ve kahve uykusuzluğu birleşince gözlerim açılmıştı. Kartalkaya sapağında İstanbul’a yaklaşık 250 kilometre uzaklıktaki Bolu’nun hemen yanıbaşındaydık. 28 kilometrelik karlı yol tırmanışı öncesinde araçlar arka arkaya dizilmiş, zincir takma merasimine başlamışlardı. Zincir takma işi her sürücünün harcı değil, daha doğrusu zevksiz bir iş. Karışan zinciri açmak, çözmek ile eşdeğer olabiliyor bazen. Ancak panik yapmaya da gerek yok çünkü, kışın bu işi meslek edinmiş zincir takıcıları, bu tip durumlar için yol kenarlarında hazır bekliyorlar. Üstelik zinciri olmayanlara zincir satışı bile yapılıyor. Zincir sonrası yolculuk, erken sabah ışığının romantik renkleri ve kar beyazlığı ile masal gibi bir atmosferde devam ediyordu. Kartalkaya’ya 6 kilometre kala Sarıalan Yaylası, dağ evleri ve geniş beyaz düzlükleri ile Bolu’ya tepeden baktırıyor ve yolculuğun sona yaklaştığının işaretini veriyordu.

KARTALLARIN KAYALARI
Sonunda Kartalkaya’ya varmıştım. Yolda içinden geçtiğimiz bulutların, şimdi üzerine çıkmıştık ve güneşle aramızda bir engel kalmamıştı. Manzara, dinlendirici ve doğanın gücüne, etkisine saygı uyandıracak türdendi.

Otele yerleşip ekipmanlarımı kuşandıktan sonra, 2100 metrelik zirveye doğru yola koyuldum.
Yolculuk dediğime bakmayın, doğrusu otelin önünden kayaklarınızla sizi çeken liftlere kendinizi bırakıp sağınızdan, solunuzdan kayan boardcu ve kayakçıları seyredeken 10 dakikada zirveye çıkıyorsunuz. Zirveye yürüyerek çıkmak isterseniz ufak çaplı bir dağcılık eforu sarfetmeniz gerekiyor ki, ben board yapanların atlayışlarını izlemek için yaklaşık 300 metrelik bir tırmanış yapma gafletinde bulunmuştum. ‘Gaflet’ diyorum çünkü, dağcılık ile hiç alâkanız ya da antremanınız yoksa o irtifa ve soğukta nefesiniz kesiliyor.

Zirveden aşağıya doğru baktığınızda oteller bölgesinin ardına doğru uzanan Köroğlu Dağları’nın heybeti, rüzgârla birlikte sizi sarsabilir, dolayısı ile hemen aşağı doğru kaymaya başlamak en iyisi. Toplamda 32 kilometre uzunluğundaki pistte kolaylık derecesine göre seçtikleriniz arasında doğa ile mücadelinizde kendiniz ile başbaşasınız artık...

BUZ GİBİ HAVADA SICACIK SU KEYFİ
Akşamüstü hava kararmadan pistler kapanıyor ve pistlerde gece geç saatlere kadar kar düzleme makineleri boy göstermeye başlıyor. Otel penceresinden sıcak kahvenizi yudumlarken karları, farları ile aydınlatıp pistlerde gezinen bu dev makinelerin beyazla dansını izlemek enteresan bir tecrübe olabilir. Tabi ki iş makinelerinin çalışmasını seyretmek herkesin tercihi değil, başka alternatifler elbette mevcut Kartalkaya’da. Kayak sonrası bastıran gecenin sert soğuğu dağda konaklayanları genelde oteller içerisinde zaman geçirmeye zorluyor. Ben de bu zorunluluğun keyfini çıkarmaya başlıyorum. Kar manzaralı sıcak su havuzunda kışın ortasında yüzdükten sonra konaklayanlar ile birlikte sinema salonunda film izliyorum. Kartalkaya kendisi ile kıyaslanan Uludağ kayak merkezinin aksine hareketli gece eğlencelerinin yerine dinlendirici gece aktivitelerini ön plana çıkararak “ben sadece kayak yapmaya gelenler için buradayım” diyor adeta.

KARIN VE SOĞUĞUN KOKUSU
Sabah oluyor… Günübirlik gelen ve tur otobüslerinden inen kalabalık, kayak ve snowboard ekipmanları kiralamak üzere kayak odalarına akın ediyor, ben de aralarına karışıyorum. Eldivenden kayağa, board ayakkabısından kar gözlüğüne kadar her türlü ekipman burada bizleri hazır bekliyor. Haftasonu gelen günübirlik kayakçılar bir an önce kendini piste atabilmek için kayak odasında sağa sola koşuşturuyor. Kıyafetlerimi kuşanıp, kayak odasının pistlere açılan kapısından çıkıyorum. Kar kokusunu içime çekip, soğuğu iliklerime dek hissettikten sonra zirveye tırmanıyorum. Kayaklarımı aşağıya doğru sallıyorum. Karlara imzalarını atarcasına kayan snowboardcuların geride bıraktığı izlere bakarak aşağı doğru kayıyorum. İzler öyle etkileyici görünüyor ki, önüme çıkan tümseğe hazırlıksız yakalanıyorum ve yerdeyim… Kardan adamdan tek eksiğim burnumdaki havuç belki de, kayaklarımı ararken kışın en soğuk günlerini yaşayabileceğiniz bu bölgede durumdan keyif almanın ironisi ile tebessümüm büyüyor. Başımın hemen üzerinde, yaklaşık iki metre yukarıdan geçen bir çift kartal da düşüşüme tebessüm eder gibi bana bakıyorlar sanki. Ne de olsa buralar onların kayalarıydı...

 

Sitedekiler

Şuanda 31 konuk çevrimiçi

Tanıtım

"Dünyada cenneti arayanlar, Dubrovnik'i görmeliler..." - G.Bernard Show
Dujoy.com ile Adriyatik'in eşsiz güzellikteki tatil mekanını keşfedin.