gezz.org

arsamba
07 Oca
Metin boyutu
  • Increase font size
  • Default font size
  • Decrease font size
Ana Sayfa Seyahat Seyahat Önerileri James Bond Otelleri

James Bond Otelleri

James Bond serisinin son filmi “Casino Royale”in onuruna, 007'nin gözde otellerini sizler için derledik. İşte James Bond filmlerine sahne olan sıra dışı oteller...

 

ROYAL BARRIERE HOTEL

Deauville, Fransa

Ian Fleming'i dünyanın en popüler yazarlarından biri yapan ilk casus romanı “Casino Royal”, 1967 yılında Royal Barriere'de kaleme alındı. Fleming'e, Paris jet sosyetesinin gözde kaçamak adreslerinden, La Belle Epoque'ın eteklerinde kurulu bu muhteşem otelde ilham gelecek ve 007'nin macerası böylece başlayacaktı. Deauville kasabasında, yaklaşık 3 kilometrelik bir kumsala sahip otel, dekorasyonu ve mükemmel servisiyle Avrupa'nın en iyi otellerinden biri kabul ediliyor. Her yıl Eylül ayında düzenlenen Amerikan Film Festivali konuklarının da gözdesi Royal Barriere'in Le Régine adlı gece kulübüne geçmeden barında bir kadeh martini ya da bacardi içebilirsiniz.
 

  

GOLDENEYE

Jamaika

Ian Fleming'in neredeyse bütün romanlarını yazdığı o kutsal yer işte bu otel. Goldeneye için “Hayatımda yaşayabileceğim en mutlu anları burada geçirdim” diyecekti. Karayipler'i gören muhteşem bir tropikal ormanın içinde konumlanan otel, dünya ile aranıza mesafe koymak için doğru adres. Üç yatak odalı Fleming House, yazarın 17 kitabını yazdığı süit. Odanın; deniz manzaralı özel bir terası, yemyeşil bir bahçenin ortasına yerleştirilen jakuzisi, yüzme havuzu, sinema odası, egzotik Balinese mobilyalarla döşeli oturma odası, mutfağı ve özel kumsalı bulunuyor.

Oracabessa kasabasında yer alan Goldeneye, Ocho Rios'a 20 dk'lık mesafede.

 

STOKE PARK CLUB

Londra, İngiltere

Kimilerinin gelmiş geçmiş en karizmatik Bond kabul ettiği Sean Connery'nin Goldfinger'la yaptığı o ünlü golf maçını hatırlarsınız. İşte iki adamın kozlarını paylaştığı yer burası. Stoke Park, bembeyaz mermerler üzerinde yükselen muhteşem bir saray. Öyle ihtişamlı ki bir zamanlar Kraliçe Elizabeth'e ait olduğunu da söylemeden geçmeyelim. 1908 yılında 27 delikli bir golf sahasının yapılmasıyla kurulan Stoke Poges, 2002 yılında spa ve sağlık kulübüne kavuştu. Antikalarla ve birbirinden güzel sanat eserleriyle dolup taşan 21 odası ile hizmet veren Stoke Park, defalarca ödüle layık görülen bir restorana sahip.

 


TAJ LAKE PALACE

Udaipur, Hindistan

Pichola Gölü'nde adeta bembeyaz bir nilüfer gibi açan Taj Lake Palace, önceleri kraliyet ailesi tarafından bir yaz sarayı olarak kullanılıyormuş. Şimdilerde ise krallara layık bir ihtişamı deneyimlemek için doğru adres. 007'yi Roger Moore'un canlandırdığı “Octopussy” filmindeki sürat motoru sahneleri işte burada çekildi. 250 yıllık otel, yemyeşil bahçesiyle son derece romantik bir atmosfer sunuyor. Kıyıdan bir tekne ile getirildiğiniz otelin her odası birbirinden farklı manzaralara sahip. Kimi gölü görüyor, kimi Aravali Dağları'nı kimi de komşu bir başka saray olan Jagmandir'i. Otel Spa'sı ise inanılmaz.
 

 

HOTEL CIPRIANI & PALAZZO VENDRAMIN

Venedik, İtalya

Bir başka Roger Moore klasiği “Moonraker” filmini izleyenler Hotel Capriani'yi de anımsayacaklardır. Venedik'in en zarif oteli, St. Mark Meydanı'nda. Dünya liderlerinin ve ünlü oyuncuların bir numaralı adresi olan otel, 24 saat butler hizmeti verip, konuklarını pop-up düz ekran televizyonlu ve özel jakuzili odalarında ağırlıyor. Palladio Süiti ise otelin en büyük kozu. Fortuny Restaurant'da ya da kanal manzaralı terasında mum ışında romantik bir akşam yemeği yiyebilirsiniz. Venedik bahçesinde yer alan tenis kortu ve özel marinası ise diğer artıları.

 

 

HOTEL CALA DI VOLPE

Costa Smeralda, Sardunya

“The Spy Who Loved Me” filminin çekildiği resort, 1960 yılında Ağa Han tarafından inşa ettirilmiş. Dünya jet sosyetesinin bir numaralı adreslerinden biri olan Hotel Cala di Volpe, Sardunya Adası'nın Costa Smeralda adlı turkuvaz sahillerinde kurulmuş. Mimar Jacques Couelle tarafından bir kasabayı andıracak şekilde tasarlanan otel, yaban gülleri ve sarmaşıklarla dolu yemyeşil bahçeleri ve bembeyaz kumsallarıyla Akdeniz'in en özel adreslerinden biri.

 

 

 

COPACABANA PALACE

Rio De Janeiro, Brezilya

Venedik'ten Rio'ya uzanan “Moonraker”da, Bond'un bir başka görev noktası Rio'daki Copacabana Palace. Şehir merkezine birkaç dakika mesafede, dillere destan Copacabana sahiline bakan otel, Güney Amerika'nın en popüler adreslerinden biri. 1923 yılından beri hizmet veriyor ve konuklarını Atlantik'e yükselen Sugarloaf Dağları'nın nefes kesici manzarası altında şımartıyor. İsa'nın Rio'ya doğru kollarını açtığı ünlü heykelin altında, bu zıtlıklar şehrinin en özel adreslerinden biri olan Copacabana Palace, “Cariocas” denilen Rioluların da en sevdikleri oteller arasında.

 

 

ÇIRAĞAN SARAYI

İstanbul, Türkiye

“From Russia With Love” serisinden hatırlayacağınız Çırağan Sarayı bırakın İstanbul'u, Türkiye'nin en güzel otellerinden biri. Bir zamanlar Osmanlı sultanlarının yaşadığı Çırağan Sarayı şimdilerde kimi zaman özel davetlerin verildiği kimi zamansa dünya liderlerinin ağırlandığı konferanslara ev sahipliği yapan çok özel bir adres. Sultan Sarayı ve beş yıldızlı bir otel kompleksi olmak üzere iki bölümden oluşan otel, ödüllü Laledan Restaurant'ında konuklarını muhteşem bir Boğaz manzarası eşliğinde ağırlıyor.

 

 

HOTEL PULITZER

Amsterdam, Hollanda

“Diamonds Are Forever” filmine konuk olan otel, Amsterdam'ın pırlantası Hotel Pulitzer'den başkası değil. Hotel Pulitzer, şehrin en güzel manzaraya sahip iki köprüsü olan Prinsengracht ve Keizersgracht'ı görüyor. 17 ve 18. yüzyıldan kalma 25 kanal evinin yenilenmesiyle kurulan otelin 230 odasından her biri Hollanda kültürünü yansıtacak şekilde dekore edilmiş. Rijk ve Van Gogh Müzesi gibi turistik noktalara yürüme mesafesinde olan otel, Bond'un Avrupa'daki favori adreslerinden biriydi.

 

 

HOTEL ADLON

Berlin, Almanya

Tarihle dolu bir şehir olan Berlin “Octopussy”nin çekildiği bir başka yer. Adlon'da kalıp Berlin Duvarı'ndan kalanları ziyaret edin ve Bond'un dünyayı atom bombasının dehşetinden kurtarmak için izlediği rotayı izleyin. Ünlü Brandenburg Köprüsü'nün hemen yanında yer alan Hotel Adlon Kempinski zamanında paparazilerden kaçmaya çalışan ünlülerin bir numaralı buluşma noktasıydı. 1997'de geçirdiği yenilenme sürecinden sonra yeniden kapılarını açan otel ününe kısa zamanda kavuştu. Adlon'u eşsiz kılanın kendine özgü bir şekilde modernizmi ve gelenekselliği bir araya getirdiği atmosferi olduğu söyleniyor.