Dünyanın en romantik kenti Paris, aynı zamanda ‘gusto'nun merkezi: Mutfağıyla, mimarisiyle, kültürüyle, sanatıyla, felsefesiyle, modasıyla bir yaşam biçimi sunan Paris, her seferde yeniden keşfedilmeyi bekliyor. İşte, en güncel, en hip adresleriyle yine yeniden Paris rehberi...
Yüzyıllardır dünyanın en romantik, en artistik, sanatsal, edebi, filozofik şehirlerinden biri olarak bilinen Paris, sadece Fransa'nın değil, modanın, sanatın, gastronominin ve parfümerinin de başkenti! Paris'te dünyaca ünlü Fransız mutfağının en iyi örneklerini en başarılı şeflerin elinden tadabilme şansını yakalayabilir, ünlü kafelerinde keyifli saatler geçirebilirsiniz. Dünyaca ünlü tüm markaların en şık butiklerini görme şansını yakalayabilir, fakat tüm bunlar için tahmin ettiğinizden çok daha fazla para harcayabilirsiniz! Görecekleriniz karşısında kendinizi durdurmanız gerçekten zor olacak.

Neden gitmeli?
Alışverişin nabzı burada atıyor...Saint-Honore ve Faubourg Saint-Honore, Paris'in yüzyıllardır en şık ve en pahalı alışveriş caddesi olma ünvanını koruyor. Birbiri ardına uzanan iki caddenin Saint-Honore kısmında; Gucci, Louis Vuitton, Zegna, D&G, Comme de Garçons, Costume National gibi aklınıza gelebilecek her türlü ünlü markanın şık butiklerini bulabilirsiniz.
Opera için önceden yer ayırtın!
Eğer Paris'te opera dinlemenin keyfini yaşamak istiyorsanız, biletlerinizi en az üç ay öncesinden almanız gerektiğini belirtelim. Paris'in etkileyici opera binasının etrafında şehrin en büyük alışveriş merkezleri yer alıyor. Mimarisiyle dikkat çeken, Avrupa'daki ‘alışveriş merkezi' kavramının gelişmesinde önemli yeri olan Printemps ve meşhur Galeries Lafayette de burada.
Ve tabii ki Champs Elysees...
Arc de Triomphe'un bulunduğu Etoile Meydanı'ndan başlayan, Concorde Meydanı'nda son bulan, en az Eyfel Kulesi kadar bilinen ve belki de dünyanın en ünlü caddesi Champs Elysees… Caddenin iki yanı da kimi dünya sosyetesine, kimi de az gelirli genç turistlere hitap eden mağazalarla dolu. Muhteşem butikleri, restoran ve gece kulüpleri, kumarhaneleri ve müzikholleriyle tanınan ünlü cadde, son yıllarda bu ününü biraz yitirmişti. Çünkü hızla fast-food restoranları, ucuz satıcılar ve onlarca sinema salonlarıyla dolarak, eski ihtişamını kaybetmişti. Yüksek kiralarıyla Paris'in en pahalı caddesi ünvanını elinde tutan Champs-Elysees, önce Louis Vuitton'un muhteşem mağazasının açılışıyla, sonra da önemli günlerdeki güzel ışıklandırmalarıyla önemini geri kazandı, artık ne olursa olsun bu sokak ünvanını Montmartre'da portrenizi çizdirmeden ayrılmayın.
Nerede kalmalı?
Le Placide
6, rue Saint-Placide
Paris'in en sofistike bölgelerinden birinde, sıcacık lüks bir butik otelde kalmak istiyorsanız, doğru seçim kesinlikle yeni açılmış olan Le Placide. Otel, Paris'in tüm ünlü markalarını içinde bulunduran en şık mağazalarından biri olan Le Bon Marche'nin tam karşısında yer alıyor. Otelden, en güzel bahçelerden biri olan Luxembourg bahçelerini, Eyfel Kulesi'ni görebilir, Montparnasse'a beş dakikada yürüyebilirsiniz. Otelin diğer tarafında ise Paris'in en önemli kültür zenginliklerini içinde barındıran Rodin ve d'Orsay müzeleri yer alıyor.
Hotel Sezz
6, Avenue Frémiet
Otelin sahibi Shahe Kalaidjian, Londra'da otel yönetimi ve işletmeyi aynı zamanda okumuş. İngiltere, New York, Paris gibi metropollerin ünlü restoranlarında şeflik ve otel yöneticiliği yaptıktan sonra, 1999 yılında ilk oteli olan Pavillon de Paris'i açmış. Ardından kendi anlayışını istediği gibi yansıtabileceğine inandığı bir zamanda, Nisan 2005'te, Hotel Sezz'i açmış. Shahe Kalaidjian'ın tasarım düşkünlüğü ve farklı anlayışı, otelin tüm detaylarında hissediliyor.
Hotel Costes
239, rue Saint-Honore
1996 yılında, Paris'in en pahalı ve şık butiklerinin bulunduğu Saint-Honore Meydanı'nın ortasına açılan otel; medya, film ve moda dünyasının gizemli bir buluşma noktası. Her yerde siyah renk hakim, otelin hiçbir şekilde reklamı yapılmıyor, web sitesinde bile sadece rezervasyona izin veriliyor! Tasarımı, III. Napoleon zamanından ilham alınarak Jacques Garcia tarafından gerçekleştirilmiş olan otelin, İtalyan tarzı bahçeli kafesi ve meşhur barı Paris'te mutlaka gidilmesi gereken yerlerden. İçinde birçok ünlüye rastlayacağınız otelde, personelin işlevsellikten çok dış görünüme göre seçildiği hemen anlaşılıyor. Costes kardeşlerden birisinin her daim barda ya da kafede vakit geçirdiği otelde, konaklama fiyatları 400 Euro'dan başlıyor, 2 bin 900 Euro'ya kadar çıkıyor.
Hotel Du Petit Moulin
29-31, rue du Poitou
Bir zamanlar Victor Hugo'nun da ekmeğini satın aldığı, Paris'in en eski fırını olan Hotel Du Petit Moulin'in girişi ve resepsiyonu, aynen eski şekliyle korunmuş. Paris'te en keyifli alışveriş noktalarından biri olan Le Marais'te yer alan otelin yaratıcısı, ünlü tasarımcı Christian Lacroix. Merdiven ve asansörde karşılaşacağınız çarpıcı rokoko tarzı, her biri ayrı dekore edilmiş 17 odanın nasıl olacağı hakkında az da olsa bir fikir veriyor. Otelde restoran olmadığından sadece kahvaltı sunuluyor. Odanızda yemek keyfi yapmak istiyorsanız, yakınlardaki restoranlardan sipariş vermeniz gerekiyor. Otelde oda fiyatları 180 Euro ile 380 Euro arasında değişiyor.

Nerede yemeli - içmeli?
Mariage Freres
30, rue du Bourg-Tibourg Le Marais
1854 yılından beri hizmet veren Mariage Freres, Paris'in en bilindik çay evlerinden. Birçok şubesi olan mekana mutlaka uğramanız, içinize inanılmaz kokusunu çekmeniz gerek. Le Marais'deki şubesi, alışverişinize mola vermek için, tabii ki binlerce çeşit arasından seçebilirseniz, ideal bir nokta.
Cristal Room
11, place des Etats-Unis
Cristal Room'da bulunmanın ayrıcalığını yaşayabilmek için normal zamanlarda üç ay öncesinden, Sevgililer Günü gibi özel günlerde ise en az altı ay öncesinden rezervasyon yaptırmalısınız! Yaşamı süresince ünlü sanatçı Marie-Laire de Noailles'in evi olan ve 1900'lü yıllarda sürrealistlerin takıldığı, çılgın partilerin yapıldığı bu muhteşem malikane, günümüzde kristal işinin en önemli ismi Baccarat'a ait satış mağazası, müze ve restoran olarak hizmet veriyor. Yine bir Philippe Starck tasarımı olan mekanın ihtişamını anlatmaya kelimeler yetmez! Önerimiz; 19.00'dan önce gidin ve müze kapanmadan o meşhur partilerin yapıldığı odaları, resimlerle çevrili muazzam holü görün. Dikkat, müze salı günleri öğleden sonra basının fotoğraf çekmesi için kapanıyor! Restoranda aydınlatmalar, masa ve oturma grupları, aynalar, kısaca her detay ayrı bir tasarım harikası. Tuvaletler bile mutlaka görülmeli! Bu farklı ve elit ortamda şef Thierry Burlot'un sizin için hazırladıklarının tadına baktığınızda, mekanın sadece gözleriniz için değil, damak tadınız için de bir festival sunduğunu göreceksiniz.
Cafe Marly
93, rue de Rivoli, Palais du Louvre
Louvre Piramidi manzaralı Cafe Marly'nin terasında oturmadıysanız, Paris'e gelmiş sayılmazsınız! Costes kardeşlerin 1990'lı yıllarda açmış olduğu, Louvre'un bahçesindeki bu sevimli kafede hoş bir sabah kahvaltısı yapmanızı öneririz. Çünkü öğlen ve akşam yemeklerinde Louvre'u gezen grupların kalabalığından kafenin ambiyansını ve tadını çıkarmak zorlaşıyor. Kafenin her gün sabah 8'de açıldığını ve fiyatların normalin biraz üzerinde olduğunu da belirtelim.
La Cantine Du Faubourg
105, rue Faubourg Saint-Honore
Etrafı sanat galerileri ve şık mağazalarıyla dolu Faubourg Saint-Honore Caddesi'nde konumlanan bu ultra modern mekanda, trendy kalabalığın içinde bir restoranda mısınız, bir bar ya da lounge da mısınız anlamayacaksınız. Duvarlarda Superman gibi kahramanların işlendiği pop-art tarzı tablolar var, dekorasyonda çağdaş sanatın ağırlığı hissediliyor. Mekana, yemek için gidemeyecekseniz bile, bir içki için uğramalısınız.
Nerede eğlenmeli?
Wagg
62, rue Mazarine
D&D London tarafından işletilen Alcazar Restaurant'ın üst katında, 150 kişilik bir bar. Çok özel partilerin verildiği, 14 kişilik kapalı alanı da var. Girişte, birilerinin çıkması için sıra beklemek istemiyorsanız, tavsiyemiz, erken gidip barda yemek yiyerek yerinizi baştan sağlama almanız. Çünkü bar sadece yemekli rezervasyon kabul ediyor. Bar mönüsünde göreceğiniz ultraviyole kokteyli mutlaka denemelisiniz.
Ice Kube Bar
Kube Hotel, 1-5, Passage Ruelle
Kube Hotel'in içinde yer alan Grey Goose adlı votka markasına ait olan Ice Kube Bar, dünyada çok az yerde deneyimleyeceğiniz türde bir macera sunuyor. Bardaki sıcaklık -5 ila -12 derece arasında değişiyor. Bu kadar soğuk olmasına rağmen büyük rağbet görüyor ve mutlaka gitmeden önce rezervasyon yaptırmanız gerekiyor. Bu arada içeride de yarım saatten fazla durulmasına izin verilmiyor! Bara girmeden önce sizi eskimolara benzeyecek şekilde giydirip, vücut ısınızın ayarlanması için bir ön odaya alıyorlar. Tamamen buzdan yapılmış barda, buzdan yapılmış koltukların üzerinde oturuyor ve bardakları bile buzdan yapılmış içkinizi yudumluyorsunuz. ‘Buz gibi' bu deneyimi yaşamadan Paris'ten ayrılmamalısınız!
Cafe Jade
10, rue Buci
Öğlen yemeği için de gidebileceğiniz Cafe Jade, akşamları tıklım tıklım dolu oluyor. İşletmeciliği bir Türk tarafından yapılan Jade, Parisliler'in hafta içi iş çıkışı geç saatlere kadar takıldığı en trendy yerlerden biri. Saint Germain'in en hareketli noktasında konumlanmış olan kafe-bar'a mutlaka bir ziyaret gerçekleştirilmeli!
Hotel Costes
239, rue Saint-Honore
Her daim jet-set'ten birkaç ünlü simayı görebileceğiniz mekan, mutlaka görülmeli! Eğer geceye başka yerde devam etme niyetiniz varsa da, erken saatlerde çalan lounge müzik ilerleyen saatlerde konuk DJ'lerle eğlenceli bir atmosfere dönüşecek ve sizi tüm geceyi burada geçirdiğinizden dolayı mutlu kılacak.

Nereden alışveriş yapmalı?
A Poc Space
47, rue des Francs Bourgeois
Kentin giderek popülerleşen Le Marais bölgesindeki mağaza, ünlü Japon modacı Issey Miyake'nin. Eskiden bir şaraphane olan A Poc Space, Erwan ve Ronan Bouroullec kardeşler tarafından tasarlanarak şık bir butiğe dönüşmüş. Tamamen yenilenen yapı, Miyake'nin tarzına uygun olarak oldukça ‘yalın'. Pazar hariç, her gün 11.00-19.00 arası açık.
A.P.C.
4, rue de Fleurus, 6
Kentin en popüler mağazalarından biri, Tunus asıllı modacı Jean Touitou'nun sahibi olduğu A.P.C. Avrupa'nın birçok kentinde şubesi bulunan 20 yıllık mağaza, uygun fiyata tasarım ürünü giysiler satıyor. Tasarım felsefesini ‘az her zaman iyidir' şeklinde açıklayan Touitou, ‘akıl hocalarım' dediği Kenzo'dan göz zevkini, Agnes B.'den saflığı, Irié'den ise kumaş bilgisini öğrenmiş. Her sezon hazırladıkları ürün katalogları, koleksiyoncular tarafından adeta kapışılıyor. A.P.C. ayrıca, online satış yapan ilk mağazalardan biri. Bir şey satın almasanız bile, Touitou'nun ilginç fikirlerinden feyz almak için gitmenizi öneririz. Pazartesi-cuma arası saat 11.00-19.30
Annick Goutal
12, Place Saint Sulpice
Parfümüyle ünlü kentin en ünlü parfümerisi hiç kuşkusuz Annick Goutal. Printemps, Galeries Lafayette ve Le Bon Marche gibi birçok büyük mağazada satış noktaları bulunan markanın kendi mağazası görülmeye değer. Goutal'i bu kadar özel yapan, tüm duyguları kokuya dökme çabası. Her an için, her duygu için farklı bir koku bulmanız mümkün. Başdöndürücü kokular arasında gezinmekten hoşlananlar mutlaka Annick Goutal'a uğramalı. Küçük de olsa bir şey almadan çıkamayacağınıza eminiz!
Manoush
75, rue Vieille du Temple
İstanbul ve Ankara'da da satılan, renkli, sempatik Manoush ürünlerinin tutkunuysanız, markanın Paris”teki mağazasına mutlaka uğramalısınız. Genç kızların severek giydiği bir marka olan Manoush'un Printemps ve Galeries Lafayatte'de de satış noktaları var.
Neyi mutlaka görmeli - yapmalı?
Kent, dev bir salyangozParis'in sınırları yüzyıllardır çok belli ve belki de dünyanın en derli toplu şehirlerinden biri. ehrin kurulumu tam bir salyangoza benzer ve bu salyangozlar büyüyen daireler şeklinde devam eder. Dolayısıyla diğer çoğu Avrupa şehrinde olduğu gibi 1. bölge ile 18. bölge birbirlerine en uzak yer olmak zorunda değildir. Aksine en yakın iki nokta da olabilirler.
Biraz alışveriş, biraz müzik...
ehrin hemen hemen en turistik noktası olan Saint Michael Çeşmesi, ilginç bir şekilde tüm Parisliler'in de buluşma noktası, dolayısıyla burada gördüğünüz kalabalık hem Parisliler hem de turistlerden oluşuyor. Biraz ilerlediğinizde sağ tarafta Seine Nehri üzerinde Notre-Dame Kilisesi'ni, sol tarafınızda ise Navette Fluviale (Aşıklar Köprüsü'nü) göreceksiniz. Notre-Dame'ın mutlaka ziyaret edilmesi gereken Paris güzelliklerinden olduğunu söylememize gerek yok sanırım.
ehrin en varlıklı insanlarının yaşadığı, çok nezih bir semt olan Saint-Germain'e mutlaka uğramalı, klasik, dar Fransız sokaklarındaki rengarenk ve küçük butiklere girmeli, Le Bon Marche'de alışveriş yapmalı, Saint Placide ve Saint Sulpice boyunca yürümeli, şehrin şık kesimini görmeli ve tarihe bile yazılmış en güzel caz kulüplerinde müzik dinlemelisiniz.
Paris'te hemen hemen her semtte, haftanın 2-3 günü taze meyve, sebze gibi ihtiyaçların karşılanması için kurulan pazarlara gittiğinizde bunun ne kadar köklü bir gelenek olduğuna şahit olacaksınız. Burada en elit semtlerde bile pazarlar kuruluyor.
Bu manzara kaçırılmaz!
Paris'e gelip de meşhur bahçelerini görmemek olmaz, en büyük bahçelerden biri olan Jardin du Luxembourg, görülmesi gereken şaheserlerden. Nehrin en yüksek binalarından biri olan Montparnasse da yine bu bölgede yürüyerek gidebileceğiniz uzaklıkta. Paris manzarasını Eyfel dahil görmek için akşamüstü saatlerinde Montparnasse'a çıkmanızı öneririz. Bu arada özellikle yaz aylarında şehirde havanın 22.30 gibi karardığını ve binaya saat 23.00'e kadar çıkılabildiğini de hatırlatalım.
Hem hızlı hem sağlıklı: Daily Monop
Büyük şehirlerde yaşamanın doğal sonucu olarak ortaya çıkan zamansızlık nedeniyle, keyif aldığımız birçok şeyi hızlı yapmak zorunda kalıyoruz. Mesela yemek yemek gibi... Özellikle de öğle yemeklerini sürekli geçiştirmek zorunda kalıyoruz. Parisliler bu soruna harika bir çözüm bulmuş. ehirde trend hareketi haline gelen yemek zinciri Daily Monop'larda her şey günlük olarak beğeninize sunuluyor. Siz de Paris'teyken alışverişten ya da gezmenizden geri kalmadan kalburüstü ama hızlı yemek isterseniz, bir Daily Monop'a uğrayın. Ve ister meyve, ister salata, ister sandviç, isterseniz de sushi'nizi, hatta bir kadeh şarabınızı da cam bardakta alıp, yolunuza devam edin...
| < Önceki | Sonraki > |
|---|




